Oyun ve Neşe Üzerine

Çağdaş görsel sanatta Neşe ve Oyun kavramlarını Lorraine Burrell, Peter Liversidge ve Antonio Riello'nun yapıtlarıyla incelemek düşüncesi bu serginin başlangıç noktasını oluşturur. Gerçekte araştırmamız tek bir soruyla başladı. Neşe ile Oyun arasındaki ilişkinin doğası nedir? Oynamak sözcüğü İngilizce'de belirsiz bir sözcüktür. Olası anlamlarından bazıları oyuncakları kullanmak, sahnede rol yapmak, spor oyunları oynamak, hatta daha genel anlamıyla işleri pek fazla ciddiye almamak da olsa, "kurallara uymak" anlamıyla da ilişkilidir. Bir anlamda, her oyunun kuralları, zaman zaman da katı kuralları vardır. Bir oyunu tanımlayan, o oyunu diğerlerinden farklı kılan, oyunun hakkını veren oyuncuyu belirleyen temeli oluşturan ve her şeyden çok Oyun'un alanı ile Gerçek'in alanı arasındaki daha güçlü farklılıkları belirleyen, gerçekte o oyunun kurallarıdır. Kurallar, oyun alanını işaretleyip oynandığı anda onu gerçek yapandır. Oyun evreninde fırsata, kadere, hatta suça izin verilmez. Belirlenmiş kurallara uymamanın Gerçeği vardır. Aslında, Oyun-evreni, kurallara uyarken Gerçek-evrene uymaz. Gerçek'te yasalar, istatistiklere uygun verisel yinelenmeler, önceden kestirilebilir ya da alışkanlık haline gelmiş davranışlar olabilir, ama düzenli "kurallar" olmaz.

Bunun farkında olan sanatçılar, kendilerine (tüm kuralların kurgu olduğunu unutmamamız gerekse de) kurgulanmış kurallar koyma ve sonunda bu kuralları isteyerek değiştirme özgürlüklerini kullanırlar; ki bu da insanın her tür oyunda yapabileceği en haince şeydir. Bir dizi kural oluştururken yeni bir oyunu tanımlarsınız; bazen de bunu öylesine başarıyla yaparsınız ki bu yeni oyun önemli, alternatif bir gerçek haline gelebilir. Kural ile kuralın çiğnenmesi arasındaki gerilim, pozitif, anlamlı bir enerji yaratır. Sanat yapıtının anlamına gücünü veren de budur. Ama Oyun-evreni her zaman kolay bir alan değildir. Korkular ve karabasanlar kolaylıkla içeri sızıp yayılabilir; kuralların oyun sırasında keyfi biçimde değiştirilebilmeleri riskinden dolayı da yaptırım güçleri gerçeğin alanında olduğundan daha azdır. Gerçek-evreni ile Oyun-evreni arasındaki gerilim, Oyun-evreni'nin algılanan zayıflığıyla başlar. Sonunda egemen olan Gerçek'tir; ama oynarken yaşadığımız özgürlük, oyunu bizim için gerekli kılar. Katı mantık ile ekonomik söylemin, fantazi kurma ve düşlem ilişkisinde olduğu gibi.

Oyun düşüncesini zevk ve neşe duygularına bağlamak tabi ki kolaydır, ama Neşe'nin Oyun'la simetrik bir ilişkisi olduğu da söylenemez. Neşe çok daha gizemli bir şeydir.

Düşünsel aşağılamadan sıyrılmış, yüksek ahlâki değerlerle beslenen olağanüstü güzel bir yazısında Romalı filozof (Nero'nun başarısız hocası) Lucius Annaeus Seneca, öğrencisi Lucilius'u neşenin aleladeliğinin ötesine geçmeye teşvik eder: "Dilerim gerçek neşe seni asla bırakmasın; bundan da öte, dilerim neşe evine girsin. Bu olacaktır da, eğer senin içinde olursa. Diğer hoşnutluk biçimleri yüreği doldurmaz: Tümü görünürdedir, eğer biri güldüğü için onun gerçekten mutlu olduğuna inanmıyorsan, geçicidir. Mutlu olması gereken ve kendine güvenle her olayı aşması gereken ruhundur. İnan, gerçek neşe zorludur." (L.A. Seneca, Lucius'a Mektuplar, no 23) (*)

Lorraine Burrell yapıtında tuhaf ve gereksiz bir etkinlikle uğraşan bireylerin portresini oluşturur. Happy adlı yapıtta, yetişkin birey doğrudan kameraya bakararak, bir yetişkin olarak çoktan bırakmış olması gereken bir tutumla, sakızıyla balonlar yaparken görülür. Yaygın olarak benimsenmeden önce sakız çiğneme eylemi asi bir eylem olarak görülmekle birlikte sakız patlatmak her zaman çocuksu bir oyun olmuştur. Bu basit eylem, yetişkinlerin karakterleri hakkındaki bir şeyi açığa çıkarır. Yapıt aynı zamanda iletişim ya da iletişimin yokluğundan söz eder; balonlar, söyleyecek bir şeyi olmayan sıcak hava ile tıka basa doldurulmuş boş konuşma balonları gibidir. Burrell, fotoğraf dizisinde aile portrelerini canlandırır. Aileyi oluşturan grup bir birim olarak değil, fotoğrafları ev ortamında teklifsizce çekilmiş bireysel özneler olarak, bireylikleri yadsınmış, yüzleri aileye benzerlikleri saklanmış biçimde belirsizleştirilerek betimlenir.

Peter Liversidge neşe ve oyunculuğu öznelerin en ölümcülünden, sanki kurbanının üzerine aniden dalacakmışçasına, uçarken yakalanıp doldurulmuş şahinlerden yola çıkarak ortaya koyar; ama aşağıdaki manzara çorak kayalık ile çoktan ölmüş hayvan leşlerinden ibarettir. Senaryonun çoraklığı, yapılandırılmasıyla çelişkidedir. Liversidge bu manzaraları, oyun oynarken keyifle yaşanan masum keşiflere yakın bir çalışmaya benzer bir teknikle oluşturur. Peter'in resimleri Kuzey Montana Düzlükleri'ni betimler; yani kendisinin hiç gitmediği türden, topografi ve olaylarını kendi icat ettiği bir Amerikan vahşiliğini. Yapıt, düş gücümüze yer bırakır, hem mizahi biçimde saçma hem de sessiz bir biçimde şiirseldir; ama yine de kendi gerçekliğimiz / ahlâkımız üzerine yorum yapar.

Antonio Riello ise oyun ve neşe konularını kendine özgü biçimde ele alır. Düşünceleri çoğunlukla popüler kültürün cinsellik, din, aile gibi "büyük" kavramlarının eleştirisiyle alayı arasında yer değiştirir. Bu sergide ise düşünceleri en uygun biçimde gerçekleşmektedir. Masalları çağrıştıran görüntü resimleri yeleklerin üzerine elle boyanmıştır; ama bu görüntüler gerçekte popüler kültürün röntgenciliğinin izlediği günlük trajedileri temsil eder. Üzerinde yelekle yoldan geçen birinin bedeninde giyilen bu görüntüler, karamsarlık bir yana, gizemli ama anlam yüklü ortaçağ armalarına dönüşürler.

Niyetimiz, bu sergiyle neşenin sanatçılarımızın çalışmalarında ortaya çıkan alışılmamış biçimini tanımlamaktır. İnsanı bu üç sanatçının yapıtlarına çağıran rahat ve neşeli gülüşler, gerçekte ilginizi yakalamaya çalışan, bunu yaparken de yapıtın kabuğunun altına, görünen maddesel yüzeyin ötesine yönlendiren bir araçtır. Bir davettir, sert değilse de daha ciddi konulara götüren kolay bir yoldur. Yapıt, neşeli maskesinin altında izleyicilerle iletişimini sağlayan karmaşıklığı barındırır.

"Eğlenceyle uğraşmak", "Oyun" sözcüğünün sözlük tanımıdır.

Çocukken oyun oynarken ne kadar daha ciddi olabilir insan!

Ve belki de ne kadar daha mutlu.

Hugh Mulholland
Vittorio Urbani

(*)"Immo contra volo tibi umquam desse laetitiam. Volo illam tibi domi nasci: nascitur, si modo intra te ipsum fit. Ceterae hilaritates non implent pectus, frontem remittunt, leves sunt, nisi forte tu iudicas eum gaudere, qui ridet: animus esse debet alacer et fidens et supra omnia erectus. Mihi crede, verum gaudium res severa est. " (L.A. Seneca, Litterae ad Lucilium, XXIII)